twitter

33.BÜLTEN: 11 YILLIK ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ "İÇİMDEKİ POLİS: ALLAH" ÇI

 

Yatağanbaba 11 yıllık çalışmasaının ürünü olan "İçimdeki Polis: Allah" çıktı. Yatağanbaba'nın 5.kitabı ile ilgili "Yatağanbaba Menajerlik & Organizasyon"un "11 Yıllık Çalışmanın Ürünü / İçimdeki Polis: Allah Çıktı" başlıklı "33.Haber Bülteni"ni yayınlayan basın kuruluşlarının küpürleri aşağıdadır. Haber metnini küpürlerin altından okuyabilirsiniz.

6.Baskı / 29 Ocak 2008
Doğuş Gazetesi
"Yatağanbaba Kitaplarını Tanıttı"
 

dogus_icimdeki_polis_500.jpg

5.Baskı / 11 Kasım 2007
rssgen.tr
"Yatağanbaba'nın 5.Kitabı 'İçimdeki Polis: Allah' Çıktı"
 

4.Baskı / 09 Aralık 2007
yonjadau.com
"İçimdeki Polis: Allah"
 


Siteyi okumak için tıklayın:
http://www.yonjada.com/haber/icimdeki-polis-allah.html

3.Baskı / 09 Aralık 2007
ovebu.com
"İçimdeki Polis: Allah"
 


Siteyi okumak için tıklayın:
http://www.ovebu.com/HaberDetay.jsp?id=379

2.Baskı / 04 Aralık 2007
internetajans.com
"İçimdeki Polis: Allah"
 

Siteyi okumak için tıklayın:
http://www.internetajans.com/default.asp?NID=45970

1.Baskı / 01 Aralık 2007
Yatağanbaba Haber Ajansı (YHA)
"Yatağanbaba'nın 5.Kitabı "İçimdeki Polis: Allah" Çıktı!"
 

 

Haber Metni:

11 yıllık çalışmanın ürünü:

İçimdeki Polis: Allah!

Yatağanbaba kariyerindeki beşinci kitabını yayınladı. 11 yıllık çalışmanın ürünü “İçimdeki Polis: Allah” kitabı, Yatağanbaba’nın “yayınlamaya korktuğu yazılarından” oluşuyor!

> “KONSERVE YAZILAR!”

“İçimdeki Polis: Allah” kitabında Yatağanbaba, yüzyıllardır tartışılagelmiş konularda “duruşunu” net bir biçimde ifade ediyor. Yüzyıllardır tartışılagelen konuların daha yüzyıllarca tartışılacağını düşünen Yatağanbaba, kitabının bu bakımdan “konserve yazılar”dan oluştuğunu ve 50 ya da 100 yıl sonra okunduğunda bile “taptaze” olacağını söylüyor.

> KİTABIN ANA KONUSU “ŞİRK”…

Yatağanbaba kitabında “şirk / Allah’a ortak koşmak” konusuna ağırlık veriyor. Çok tartışılacak iddiası da, bilinenin aksine “Mekke Putperestleri’nin de Allah’a taptığı” iddiası. Yatağanbaba’ya göre Mekke Putperestleri bilinenin aksine “Allah’ı dışlamıyordu”, Allah’ın yanında / Allah’la birlikte başkalarına da tapıyordu. Yatağanbaba bu iddialarını Kur’an ayetleri ile açıkladıktan sonra şöyle diyor: Müslüman Allah’a tapmaz. Allah’a tapmak sapıklıktır! Müslüman “sadece Allah’a tapar”… “Allah’a tapmak”la, “sadece Allah’a tapmak” ayrı ayrı şeylerdir.

“ALKOL KULLANMAK HARAM DEĞİL!”

Yatağanbaba “Rakı Caizdir!” adlı makalesinde ise “alkol kullanmanın haram olmadığını” açıklıyor. Yatağanbaba alkolün “kullanması” değil, “içilmesi” yasaktır iddiasını “Hile-i Şeriye” ve “Hikmet-i Teşriye” konusuyla izah ediyor. 20 yıl önce vefat eden, Babaannesi’nin Annesi Gülsüm Azgın’ın, Yatağan Kasabası’nda göz çevresinde çıkan bir tür iltihabı “rakı ile” tedavi ettiğini anlatan Yatağanbaba, “rakının içindeki alkol, o iltihaptaki mikropları öldürüyor ve hasta kısa zamanda sağlığına kavuşuyordu. Rakı’yı tedavide kullanan Gocaanam, Rakı’yı içenlere ise kızıyordu. Bu şu demek: Din bize “alkol kullanmayın” demiyor, “içmeyin” diyor. “Alkol” pis veya mundar değildir, aksine “çok temiz bir nimet”tir, “mikrop öldürücüdür”, fakat bugün bazı uyuzlar “Müslümanlık adına” eline kolonya bile döktürmüyor içinde “alkol” var diye. Oysaki bu helâldir, “alkol” konusunda “içmenin” yasaklanmasının sebebi, “zihni örttüğü” içindir. Bu “kullanınca” değil, “içilince” zihni örtüyor. İşte buna Din Dili’nde “Hikmet-i Teşriye” deniyor. Yani “Allah’tan gelen emir ve yasakların akli-mantıki-vijdani açıklaması”… Öte yandan bir de Müslümanların bu cahilliğini kullanmak için yapılanlar var. Mesela bu konuda diyor ki üçkâğıtçı “ben sana ‘alkolsüz kolonya’ ürettim gel bunu al!”… İşte bu “alkolsüz kolonya” veya “alkolsüz bira” da “Hile-i Şeriye” oluyor. Yani “şeriatın kitabına uydurulmuş” anlamında… İçinde “alkol” yoksa o kolonya kolonya, bira da bira olmaz. Ne olduğu belirsiz bir karışım olur!

ALLAH HZ.MUSA’YA VERDİĞİ GİBİ BÜTÜN MÜSLÜMANLARA DA BİR “ASA” VERDİ!

Yatağanbaba “Yatağanbaba’nın ve Hz.Musa’nın Asa’sı” adlı makalesinde, kendisine de mucizevi bir Asa verildiğini iddia ediyor. Yatağanbaba bu konuda “Hz.Musa Asa’sıyla önündeki belâ olan denizden ve arkasındaki belâ olan Firanvun Ordusu’ndan kurtuldu. Allah bana da bu tür mucize verdi. Bana verdiği bu mucize de Kur’an. Ben de önümdeki ve arkamdaki belâları Kur’an ile savuşturuyorum. Müslümanlar Kur’an’ı günlük hayatlarına uygularlarsa, hepisin de Musavari bir mucize gücü olur.

MEVLİT-İ ŞERİF “BURAM BURAM ŞİRK KOKAN” BİR KEPAZELİKTİR!

Yatağanbaba “Allah Hz.Muhammed’e Aşık Olur Mu?” adlı makalesinde ise, Mevlit-i Şerif’i “buram buram şirk kokan bir kepazelik” olarak nitelendiriyor. Milletin “dini bir vecibe” sanarak okuttuğu Mevlit’in “Din” değil “Şiir” olduğunu iddia ediyor. Yatağanbaba bu konuda “Millet dini bir görevimi yerine getiriyorum sanarak, uyduruk hacı-hocasına bir öğretmenin bir ayda aldığı maaş kadar parayı Mevlit okutmak karşılığında veriyor. Oysak ki Mevlit-i Şerif’in “Kur’an” ile “Sünnet” ile hiçbir alakası yoktur. Mevlit-i Şerif, Osmanlı İmparatorluğu zamanında yaşamış olan Süleyman Çelebi’nin yazdığı bir “şiir”dir. Millet “dini bir vecibemi yerine getiriyorum” sanarak, “şiir okutmaya” çuvalla para ödüyor. Müftülük ve okuyan hocalar ise bunun aslını açıklamıyor, çünkü burada korkunç bir rant var. Mevlit-i Şerif okumak bir tür sektör haline gelmiş. Ama ben burada Milletimizi uyarıyorum, Mevlit-i Şerif’in dinle bir alakası yoktur, bir şiirden / folklorik bir eserden ibarettir ve de içinde şirk kırıntıları doludur.

HZ.MUHAMMED’İN CİNSEL GÜCÜ ve CAMEL SAVAŞI!

Yatağanbaba kitabında “Hz.Muhammed’in Cinsel Gücü”nden, “Peygamebrimizin Eşi Hz.Aile ile Peygamberimizin Damadı Hz.Ali arasında yapılan Camel Savaşı”na, “Kâbe’nin etrafına Lunaparklar’da olduğu gibi dönen / yürüyen bir zemin yapılarak milletin birbirini ezmesinin önlenmesi”nden, “oruç tutanlardan saklanan sahur ayeti”ne, “kaçak elektirik ile namaz kılmak”tan, “çocuk eğitiminden önce anne-baba’nın eğitilmesi gerektiği”ne kadar birçok konuda çok tartışılacak görüşlerini / “duruşunu” açıklıyor.

BU KİTAP “HAYATIMIN KIRILMA NOKTASI”…

Yatağanbaba “İçimdeki Polis: Allah” kitabını “hayatımın kırılma noktası / geri dönüşü olmayan açıklamalarım” olarak nitelendiriyor ve bir itirafta bulunuyor: Ben bu yazıları 1997 senesinde yazmaya başladım, bazıları o zaman bitti, bazıları ise geçen ay… Biten yazılarımı kitaplaştırmayıp da 11 yıl beklememin sebebi, bu yazılarımı yayınlamaya korkuyordum. Çünkü kitabı okuyanlar birkaç hafta kendisine gelemeyecek. Milletin bir alışkanlığı var, bu kitap o alışkanlıkların canına okuyor! Fakat şimdi “Yatağanbaba” diye namım var, “korku”nun “k”sı bile yok artık hayatımda…

Kendime şu soruyu sordum: Murat, “milletin alışkanlığı ve alınganlığı mı, yoksa Allah’ın muradı mı daha önemli? Cesareti buradan aldım ve kitabımı yayınladım.

HERKSİN “İÇİNDEKİ POLİS”E SORMASI GEREKEN HAYATİ SORU!

“Milleti’in alışkanlığını / alınganlığını değil, Allah’ın muradını” önemli bulanların yani “lafı gevelemeyenlerin”, suya hasret bir çöl yolcusu gibi yudumlayacağı bir kitaptır bu “İçimdeki Polis: Allah” kitabım… Bu kitabım yüzünden bazı arkadaşlarım hatta akrabalarım ve de “hurafe çöplüğünde tek lokması kalmamış kılçıkları ‘Din’ diye yaşayan koca bir kitle” bana alınacak ve kızacak… Ama isteyen istediği kadar kızsın ve alınsın. Allah’a hamdolusn ki ben “milletin alışkanlığını / alınganlığını değil, Allah’ın muradını önemli bulanlardan”ım.

Kitabım hakkında daha detaylı bilgileri okuyucular şu siteden edinebilirler: http://icimdekipolis.tr.gg

Özet: Geviş getireni de, geviş getirmeyi de sevmem! Bu Millet, Diyanet ve Siyaset hep birlikte şu soruyu soracak: “Millet’in alışkanlığı / alınganlığı mı yoksa Allah’ın muradı mı önemli?”… Bu soruyu soramazsak “belâmızı”, sorabilirsek “Mevlâmızı” bulacağız!

Bu böyle biline!...